Cancer Risk

Kanserden Korunma

Kanserden Koruyucu Yaşam Tarzı Önerileri

Kanser hepimizi korkutan, çevremizde sıkça rastladığımız ve ilerlediğinde tedavisi zorlaşan bir hastalık. Yüzlerce kanser türünün olması, sinsi seyirli olabilmesi ve  sebeplerinin henüz tam olarak bilinmeyişi bu hastalıkla mücadeleyi güçleştiren faktörler.  Kimi zaman kaçınılmaz bir kader gibi görülse de kansere yakalanmamak ya da riskimizi azaltmak  için yapabileceğimiz çok şey var aslında. Özellikle yaşam tarzımızla ilgili bazı temel kararlar almak bizi sık karşılaşılan pek çok kansere  karşı koruyabilir. Kanser araştırmalarının sürekli ilerleme kaydettiği günümüzde yeni bilgilerle belki de yakın gelecekte kanserden tümüyle kurtulmak mümkün olabilecek. Ama o gün gelene kadar yapabileceklerimizin başında anti-kanser bir yaşam tarzı benimsemek. Bu yazımızda kanserden korunmanın kanıtlanmış yollarını sizin için derledik.

  1. Sigarayı Hemen Bırakın

Kanser deyince ilk akla gelen kuşkusuz ki sigara. Zira sigara akciğer kanserinden ölümlerin erkeklerden %90’ından, kadınlarda %80’inden sorumlu.  Her 5 kanser ölümünden birine neden olan akciğer kanseri, aynı zamanda bütün dünyada en önleneilir kanser formu. Hiç sigara içmeyenlere göre sigara içenlerde akciğer kanseri gelişme riski ortalama 25 kat daha yüksek.

Akciğer kanseri dışında sigara ile bağlantılı olan diğer kanser türleri şunlar:

  • Ağız
  • Gırtlak
  • Yutak
  • Pankreas
  • Mesane
  • Böbrek

‘Ben sigara değil puro (nargile, pipo) içiyorum’ diye kendinizi aldatmayın çünkü onlar da sigara ile aynı karsinojenleri içeriyor. Üstelik büyük purolardan günde bir tane içmenin, günde bir paket sigara içmekten farkı yok!

Evde veya kapalı mekanlarda sigara içiyorsanız çevrenizdekilerin kanser riskini “ikinci el sigara içimi”denen olgu nedeniyle artırmış oluyorsunuz. Hem kendinize hem çevrenize zararınız dokunuyor. Her yıl binlerce kişi sigara içmedikleri halde sigara dumanı nedeniyle akciğer kanserine yakalanıyor.

Pekçok zararlı alışkanlık gibi sigarayı bırakmak da her zaman kolay olmayabilir. Bu konuda profesyonel yardım alabileceğiniz yerlere başvurmanızda fayda var. Geçmişte bırakmayı deneyip başlasanız bile henüz geç kalmadan tekrar bırakmayı deneyin.

  1. Alkolden Uzak Durun

Alkol Uluslararası Kanser Araştırması Kurumu (IARC) tarafından 1988’den bir 1. Grup karsinojen olarak sınıflanıyor. Bu, alkolün, kanser açısından en yüksek risk taşıyan maddeler arasında olduğu anlamına geliyor. Alkol östrojen, testosteron ve insülin gibi hormonların düzeylerini artırıyor. Bu hormonlar vücudumuzda hücrelerin bölünmesi ve çoğalması için yeşil ışık yakan mesajlar veriyorlar. Kontrolsüz hücre çoğalmasına neden olan bu gibi hormonlardan, özellikle östrojenin meme kanseri riskini artırdığı gösterilmiş.

Alkol vücutta asetaldehide dönüyüyor. Asetaldehid DNA’ya zarar vermenin yanında hücrelerin bu zararı onarmasını durduran toksik bir madde. Alkol ve kanser ilişkisi üzerine yapılan yüzlerce çalışma alkolün ağız boşluğu, yutak, yemek boruzu ve gırtlak kanserlerinin riskini artırdığını gösteriyor. Ayrıca düzenli alkol kullananlarda mide, kalınbağırsak, rektum, karaciğer, meme ve yumurtalık kanserlerinde “istatistiksel olarak anlamlı artışlar” var. Günde bir duble alkol  almak bile bağırsak ve meme kanseri risklerini kanser riskini %7-8 artırıyor.

  1. Kanser Savaşçısı Sebzeler Tüketin

Kanserden korunmak için ne yiyelim diyorsanız ilk aklınıza gelmesi gereken besin grubu, brokkoli’nin de üyesi olduğu “Brassica” ailesine mensup sebzeler. Brokoli, Brüksel lahanası, Karnabahar, yeşil lahana, mor lahana içerdikleri izotiyosiyanatlar ile özellikle kolon, akciğer, pankreas, prostat ve mide kanserlerine karşı koruma sağlıyor. Ancak bunları kaynatmak ve haşlamak yerine buharda hafifçe pişirmeyi tercih etmelisiniz. Zira fazla ısıya maruz kaldıklarında kanserden koruyucu özelliklerinin büyük ölçüde yitiriyorlar. Kanser savaşçısı bu Ninjalardan günde dört porsiyon tüketilmesi, kalınbağırsak ve rektum kanserine yakalanma ihtimalini, bunları hiç yemeyenlere göre %50 azaltıyor. Günde bir porsiyon yenmeleri bile kadınlarda meme kanseri riskinde %50 azalma oluyor. Haftada bir defa yerseniz bu azalma %17’lerde kalıyor. Erkekler günde bir porsiyon brassica tükettiğinden prostat kanseri gelişme riskinde %41 azalma oluyor.

  1. Derhal İdeal Kilonuza Gelin

Fazla kilonun kanserle ilişkili olduğu artık iyi bilinen bir konu. Her yıl onbinlerce kişi sadece aşırı kilolul olmaları nedeniyle kansere yakalanıyor. Meme, kalınbağırsak ve sindirim kanalı kanserlerinde fazla kilolu oranlarda %33’lük bir artış söz konusu. Yağ dokusu eskiden sanıldığı gibi pasif bir depo değil, hormon salgılayan aktif bir doku. Yağ dokusundan kaynaklanan kimyasal sinyaller enflamasyona bağlı olarak kötü huylu hücre çoğalması ve bölünmeyi teşvik ediyor. Dahası yapılan çalışmalara göre, kanser tanısı konulduğunda normal kilolu olanların sağkalım şansları fazla kilolu olanlardan daha yüksek. Başka bir deyişle fazla kilo kanser şansınızı artırmanın yanında kanser olduğunuzda iyileşme şansınızı da azaltıyor.

Bel çevreniz, kanser riskinizi belirlemede oldukça iyi bir gösterge. Bel çevresinin kadınlarda 78.5 cm erkeklerde 92.5 cm’den fazla olması kanser gelişme riskinin yüksek olduğuna işaret ediyor.  Kısacası kilonuz fazla ise gecikmeden kilo vermeye başlayın. Kilo kontrolünde doğru beslenme kadar fiziksel egzersiz ve hareketin önemini de unutmayın.

  1. Oturmayın, Hareket Edin

Hareket etmenin sağlıklı bir beden ve stressiz bir zihin için temel öneme sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama hareketsiz bir yaşamın meme ve kalınbağırsak kanserlerinin %10’unun nedeni olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. Yapılan çalışmalar düzenli egzersizin kadınlarda meme dokusunda tümör oluşmasını tetikleyen göbek yağını erittiğini gösteriyor. Yine düzenli hareket ve fiziksel aktivite kalınbağırsaklarda kansere neden olan atıkların oluşmasını önlüyor. Haftada 150 dakika yani  günde 20 dakikalık orta derecede aerobik aktiviteyle kanserden korunmada önemli bir adım atmış oluyorsunuz. Üstelik tip 2 diyabet ve kalp hastalığı riskinizi de azaltıyorsunuz.

  1. Etinizi Marine Edin

Eğer mangal yapmak ve ızgara et yemeyi tercih ediyorsanız kanser riskiniz artıyor demektir. Et yüksek ısıya maruz kaldığında oluşan heterosiklik aminler (HCA) ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) kansere neden olan bileşikler. Bunlar kanser riskini artıran DNA değişimlerine neden oluyorlar. Eğer ben mangaldan vazgeçmem diyorsanız etinizi biberiye, kekik, köri, kırmızı biber gibi antioksidan zengin baharatlarla en az bir saat marine etmeniz ızgara sırasında bu zararlı bileşiklerin oluşmasını %87 oranında azaltıyor. Ayrıca yediğiniz etin suni yem değil doğal yoldan beslenen otlak hayvanı olmasına, antibiyotik ve hormon içermemesine dikkat edin. Zira hormonlu etlerin kanser dahil pekçok sağlık sorununa yol açtığından kuşkulanılıyor.

  1. Akdeniz Tarzı Beslenmeden Şaşmayın

Bolca taze sebze, meyve, balık, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlarla beslenirken ekmek ve unlu gıdalar gibi karbonhidrat, işlenmiş gıdsa ve şeker tüketimini en aza indirmek ya da kesmenin kanseri önlemedeki yararı kanıtlanmış durumda. Haftada dört porsiyon balık yiyerek lösemi, miyelom ve lenfoma riskinizi yaklaık üçte bir oranında azaltabilirsiniz. Sarmısak tüketiminin kanseri önlemedeki önemi biliniyor. Bu şifalı gıdayı en bol tüketen grupta kalınbağırsak riskinde %50 azalma olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiş. Domates salçasından zengin yemekler gene Akdeniz tarzı beslenmenin kanserden koruyucu nimetlerinden. Pekçoğumuzun bildiği likopen maddesi (pişmiş domateste daha çok) pankreas kanseri riskindde %31 azalma sağlıyor.

  1. Düzenli Sağlık Kontrolüne Gidin

Erken tanı şansını kaçırmamak için cinsiyet ve yaşınıza uygun sağlık kontrollerini ihmal etmeyin. Meme, over, prostat, kalınbağırsak, rahimağzı, deri kanserleri gibi pekçok kanser türünün erken tanıyla şifaya kavuşması mümkün.

  1. Güneşin Azı Karar Çoğu Zarar

Cilt kanseri en kolay önlenebilen ama en sık görülen hastalıklardan biri. Fazla güneşte kalmak bu riski artırıyor. Öte yandan, kanseri önleyen vitamin D sentezi için güneşe çıkmak gerekiyor. Cilt renginiz ve yılın zamanına bağlı olarak her gün güneşte 6–60 dakika arasında kalabilirsiniz. Güneş yanığı olmadan açık giysilerle açık havada vakit geçirmek ve D vitamini düzeylerinizi ölçtürmenizde fayda var.

  1. Yeşil Çay İçin

Geçtiğimiz 10 yıl içerisinden yapılan 50’yi aşkın çalışmanın sonuçlarına göre bilim insanları yeşil çayda bulunan bir polifenol olan kateşin epigallokateşin-3-gallat’ın (EGCG) en güçlü anti-kanser bileşiklerden biri olduğuna inanıyorlar. Yeşil çaydaki polifenoller tümör hücresi büyümesinde rol alan proteinlerin yapımını da yavaşlatabiliyor, ayrıca vücutta tümör büyümesini önleyen detoks enzimlerini aktive ediyor. Yeşil çay içen erkeklerde prostat tümörüyle ilişkili PSA düzeylerinde belirgin azalma olduğu saptanmış. Kısacası yeşil çay kanserden korunmak için tüketebileceğiniz en sağlıklı içeceklerin başında geliyor.

  1. Kaliteli Uyku Şart

Gece geç saatlere kadar ışıklı ortamda oturmak ve yetersiz uyku kimi zaman “karanlık hormonu” ya oa “uyku hormonu” olarak adlandırılan melatonin hormonu üretimini baskılıyor. Melatonin aynı zamanda serbest radikallere ve kanser hücrelerine karşı mücadele eden bir antioksidan. Melatonin vücutta östrojen üretimini de azaltıyor. Yetersiz uyku ve gece uzun saatler aydınlık ortamda kalınmasına bağlı olarak,   melatonin yeterince  salgılanmadığında artan östrojen hormonu meme kanseri hücrelerinin çoğalmasına neden oluyor. Nitekim görme engelli kadınlarda meme kanserinin  %50 daha az görülmesinin, bu kadınların 24 saat karanlıkta kalmasına bağlı olduğu yorumu yapılıyor. Yine dünyanın elektriksiz geri kalmış bölgelerde yaşayan kadınlarda meme kanseri daha az görülüyor. Öte yanda gece vardiyasında çalışanlarda uyku uyanıklık ritminin değişmesine bağlı olarak kanser riskinin arttığı bilimiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gece vardiyasını kanser için olası bikr risk faktörü olarak kabul ediyor. Özetle erken yatmak ve bol uyku kanserden korunmak için uygulayabileceğiniz yaşam tarzı değişimlerinden biri.