Bacteria 700×400

Hangi soruna hangi probiyotik?

Probiyotikler son yıllarda tıp camiasında çok ilgi toplayan gıda destekleri olarak ön sıralara çıktı. Bildiğimiz başka ürünlerden farklı olarak probiyotiklerin içerisinde canlı mikroorganizmalar bulunuyor. Yaşasın Hayat Şile Medikal Direktörü Dr. Murat Keklikoğlu probiyotiklerle ilgili bilinmesi gerekenleri yanıtladı: Probiyotikler sindirim kanalımızda yaşayan, çoğalan, sindirim sistemi, vücudumuz ve genel sağlık durumu için pek çok yararları olan canlı organizmalar. Başka bir deyişle dost mikroplar. Bizi birçok hastalıktan ve zararlı mikroorganizmalardan koruyorlar. Sağlığımız bir bakıma bu dost mikroplara emanet. Bağırsaklarımızda mesela antibiyotik kullanımı sonucunda bu dost mikropların sayısı azaldığında sağlığımız da riske giriyor. Antibiyotikler dışında çevresel toksinler ve yanlış beslenme biçimleri gibi olumsuz faktörler günümüzde bağırsaklardaki probiyotik dengenin bozulmasına neden olabiliyor. Kısacası sağlığımızı desteklemek istiyorsak kelime anlamı “yaşam için” demek olan bu mikroorganizmaları desteklememiz gerekiyor. Probiyotiklerin sağlığı desteklemekten öte belirli rahatsızlıkları düzeltmesi amaçlanıyorsa o zaman doğru sonucu olmak için doğru probiyotik desteklerin seçilmesi gerekiyor. Şimdi probiyotiklerin etkilerine ayrıntılı olarak inceleyelim ve belirli sağlık sorunları üzerindeki yararlı etkilerini ele alalım.
Probiyotik nedir?
Bağırsaklarımıza doğumdan itibaren kolonizasyon adı verilen bir süreçle bakteriler yerleşir. Bu bakterilerin çoğu yararlı veya “dost” mikrobiyolojik canlılardır. Fonksiyonları arasında, lifli gıdalarla alınan posaların kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürülmesi, yaşamsal öneme sahip belirli vitaminlerin sentezlenmesi ve bağışıklık sisteminin desteklenmesi gibi çok önemli görevler vardır. Probiyotik desteklerin alınması, sindirim yolunda dost bakterilerin sayısını artırmaya yardımcı olabilir. Probiyotik destekleri “kişiye bir sağlık yararı sağlamak için yeterli miktarlarda verilen canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımdan anlaşılacağı gibi, probiyotiklerin yararlı etki gösterebilmeleri için, doğru miktarda alınmaları şarttır. Ayrıca probiyotik desteklerin maksimum tedavi etkisi elde etmek için bazı özelliklere sahip olmaları gerekir. Bunlar mide asidine ve safra tuzlarına karşı dayanıklı olmaları, bağırsak mukozasına bağlanma yetenekleri ve bağırsak kanalında yerleşerek çoğalabilmeleridir (kolonizasyon).
Probiyotikler gıda takviyesi olarak hap, toz veya sıvı gibi formlarda tüketilebileceği gibi doğal yollardan üretilen turşu, kefir ve yoğurt gibi gıdaların içerisinde bulunurlar. Burada bir parantez açarak probiyotiklerin, prebiyotiklerden farklı olduğunu belirtelim. Prebiyotikler kalın bağırsakta yaşayan bakteriler için bir besin kaynağı olan sağlıklı lif tipleridir. Prebiyotiklerden zengin gıdaların yenilmesi de sağlığımız için önemli bir husustur.
Belirli Probiyotiklerin Özel Yararları
Bağırsak mikrobiyomu veya bağırsak florası bağırsaklarımızdaki bakteri topluluğunu ifade eden bir terimdir ve çok çeşitli türlerden mikroorganizmaları içerir. Herkesin mikrobiyomunun kesin bileşimi farklı olup bir bakıma kişiye özgüdür. Bağırsaklarımızda 500 ü aşkın farklı türden milyarlarca bakteri vardır.
Bifidobacterium, Lactobacillus ve Saccharomyces bakterilerinin farklı tiplerinin sağlık yararları sağladığı bulunmuştur. Birçok probiyotik destek bu üç mikroorganizmanın farklı tiplerinin karışımlarını içerir.

Araştırmalar belirli durumları tedavi etmek için bazı tiplerin diğerlerine göre daha etkili gibi göründüğünü ortaya koymuştur. O nedenle sözgelimi ishali kontrol altına almak gibi belirli etkilere ulaşmak için buna uygun bir probiyotik desteğinin alınmasıyla daha iyi sonuçlar elde etmek mümkün olabilir. Buna ek olarak probiyotiklerin yeterli miktarlarda alınması da önemli. Son birkaç yıl içerisinde probiyotiklerle ilgili bilgilerde büyük bir artış olduysa da henüz onlarla ilgili herşeyi biliyor değiliz. Her yapılan araştırma probiyotiklerin sağlıklı yaşam için öneminin düşünüldüğünden daha büyük olabileceğini düşündürüyor.
Probiyotikler koloni oluşturan birimler (colony-forming units) (CFU) ile ölçülür. Çalışmaların çoğunda en iyi sonuçların daha yüksek dozlarla alındığı bulunmuştur. Gelgelelim bazı probiyotikler günde 1–2 milyar CFU dozunda etkili olabilirken bazılarının arzulanan etkilere ulaşmak için günde en az 20 milyar CFU alınmaları gerekebilir. Olağanüstü yüksek dozlarda alınmasının herhangi bir zarara yol açmadığı bilinmektedir. Ne varki bu dozlarla tedavi pahalı olmanın yanı sıra ilave yarar sağlamaz. Şimdi probiyotiklerin yardımcı olabildiği bazı sık karşılaşılan durumları ve bu özel durumarda tercih edilmesi önerilen probiyotik çeşitlerini gözden geçirelim:
Kabızlık
Kabızlık özellikle durağan yaşam tarzı ve hareketsizlikle de arış gösteren, beslenmeyle ve bazı kronik hastalıklarda ilgili bir yakınma. Hassas bağırsak dediğimiz iritabl kolon sendromu olanlarda ana şikayet genellikle kabızlık olup bu duruma kabızlığın baskın olduğu hassas bağırsak sendromu deniyor.
Kabızlığın pek çok tıbbi, geleneksel, doğal tedavisi ve önlemi var. Son yıllarda beslenme tarzında yapılan değişiklikler ve kabızlığa özel probiyoktik desteklerin kullanımı ise popülerliği artan alternatif yaklaşımlar.
Yapılan çalışmalarda belirli probiyotik destekleri alanlarda kabızlığın azaldığı, ayrıca şişkinlik ve gaz gibi ona eşlik eden yakınmalarda azalma olduğu gösteriliyor. Kabızlıkta düzelme sağlayabilen probiyotikler B. longum, B. lactis, S. cerevisiae ve L. acidophilus, L. reuteri, L. plantarum, L. rhamnosus ve B. animalis kombinasyonları. Kabızlık için probiyotik kullanımında desteklerin bu türlerden birini ya da birkaçını içermesinde fayda var.
İshal
İshal genellikle akut bağırsak enfeksiyonlarına bağlı ve kısa süreli olmakla birlikte bazı kişilerde kronik bir sorun haline gelebiliyor. Probiyotik desteklerin ilk kullanım alanlarıdan biri olan ishalde bu desteklerin besin zehirlenmesi ve gastroenterit gibi durumlarda dışkılama sıklığını azalttığı biliniyor. Otuzu aşkın probiyotik çalışmasında yapılan bir tarama probiyotiklerin çeşitli nedenlere bağlı diyare (ishal) riskini %34 oranında azalttığını gösteriyor.
İshalde etkili probiyotik türleri Lactobacillus rhamnosus GG, Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus bulgaricus bakterilerini içeriyor.
Antibiyotik kullanımı bir diğer sık ishal nedeni. Antibiyotik tedavisi enfeksiyona neden olanların yanı sıra bağırsaklardaki yararlı bakterileri de öldürdüğünden antibiyotik kullanımı sonrasında bağırsaklarda bakteri dengesinin bozulması iltihap ve ishale neden olabiliyor.
Bu konuda yapılan 80’den fazla çalışmada probiyotik desteklerin antibiyotikle bağlantılı diyareyi %42 oranında azalttığı bulunmuş.
Bazen kabızlık yerine diyarenin ön planda olduğu hassas bağırsak sendromunda, yapılan araştırmalar B. coagulans, S. boulardii ve kombine verilen Lactobacillus ve Bifidobacterium türlerinin etkili olduğunu göstermiş.
Hassas bağırsak sendromunun rahatsız edici diğer belirtileri olan karın ağrısı, şişkinlik, gaz ve bulantı gibi yakınmalar da probiyotik desteklerden yarar görebilir. Araştırmacılar probiyotiklerin sindirim işleviyle de alakalı bir hormon olan melatonin düzeylerinde artışa yol açtıklarını düşünüyorlar.
Kilo Kontrolü
Sindirim yolundaki bakteri dengesinin vücut ağırlığını etkilemede büyük bir role sahip olduğuna iişkin kanıtlar artış göstermekte. Probiyotik desteklerin kilo kaybına ve daha sağlıklı bir vücut kompozisonuna kavuşmak için faydalı olabileceğini düşündüren çalışmalar var. Belirli bakteri türleri bağırsaklardan emilen yağ miktarını azaltarak göbek çevresinde yağ toplanmasını kontrol edebiliyor.
Bu konuda yapılan çalışmaların analizi Lactobacillus gasseri, Lactobacillus rhamnosus ve kombine kullanılan Lactobacillus rhamnosus ve Bifidobacterium lactis probiyotiklerinin vücuttaki yağ kütlesinin azaltılmasında etkili olabileceğini göstermekte. On iki haftalık uygun probiyotik desteğiyle vücut yağında ve kiloda anlamla azalma oluyor. Göbek çevresindeki yağlardaki azalma %8.5 civarında. Üç hafta süreyle L. rhamnosus alan kadınlarda plaseboya göre iki kat daha fazla kilo kaybı olmuş. Dahası bu kilo kaybı çalışmanın bitmesinden sonra devam etmiş.
Beyin Sağlığı
Bağırsaklarımız ile beyin sağlığımız arasında güçlü bir ilişki var. O nedenle bağırsaklar kimi zaman “ikinci beyin” olarak anılır. Kalın bağırsaklarımızdaki bakteriler, alınan lifleri sindirir ve onları bağırsaklara faydalı olan kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürürler. Araştırmalar bu bileşiklerin beyin ve sinir sistemi için de yararlı olabileceğini gösteriyor. Nitekim değişik probiyotiklerin endişe hali, depresyon, otizm, takıntı bozukluğu ve bellek zayıflığı dahil beyinle ilgili sorunlarda faydalı olduğunu bulan pekçok çalışma var. Bu çalışmalarda en çok kullanılan türler Bifidobacterium longum, Bifidobacterium breve, Bifidobacterium infantis, Lactobacillus helveticus and Lactobacillus rhamnosus.
Kronik yorgunluk, fibromiyalji, keyifsizlik ve stres yakınmaları olan birçok kişide probiyotiklerin iki hafta içerrisinde genel duygu durumunda düzelme sağladığı ve kederi azalttığı bir çalışmada bu düzelmenin kandaki stres hormonlarında azalmaya bağlı olduğu ve kaygı durumunda %48’lik azalma olduğu bulunmuş.
Depresyonu olan hastalarda yapılan sekiz haftalık bir çalışmada L. acidophilus, L. casei ve B. bifidum alanlarda depresyonda anlamlı bir düzelme olduğu saptanmış. Üstelik bu kişilerde insülin düzeylerinde ve iltihap belirteçlerinde azalma olmuş.
Kalp Sağlığı
Probiyotiklerin kalp hastalığı riskini azaltabileceğine ilişkin bulgular da araştırmacılar heyecanlandırıyor. Yoğut veya probiyotik desteklerdeki belirli bakterilerin kalp sağlığıyla ilgili belirteçlerde olumlu değişimlere yol açtığı bulunmuş. Bunlar arasında “kötü” LDL kolesterol azalması ve “iyi” HDL kolesterol artışı var.
Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium longum ve Lactobacillus reuteri gibi bakterilerin kolesterol düzeylerini düşürmede etkili oldukları görülüyor.

Bu etkilerin, probiyotik bakterilerin bağırsaklarddaki yağ metabolizması üzerindeki etkilerine bağlı olması mümkün.
Probiyotiklerin umut verdiği başka bir rahatsızlık ise yüksek tansiyon. Sekiz hafta süreyle günde 10 milyar CFU (koloni oluşturan birim) dozundan yüksek probiyotik destek alanlarda kan basıncında ılımlı bir azalma gözlemlenmiş.
Bağışıklık
Probiyotik destekleri bağırsak bakterilerinin dengesini vücudun alerji, toksinler, enfeksiyon, intolerans ve kansere karşı savunma güçlerini artırmak suretiyle bağışıklığa çok önemli katkılarda bulunabilir. Özellikle Lactobacillus GG, Lactobacillus crispatus, Lactobacillus gasseri, Bifidobacterium bifidum ve Bifidobacterium longum türleri vücut savunmasını desteklemede öne çıkan bakteriler arasında. Bu türlerin çocuklarda solunum yolu hastalıkları ve egzama riskini azaltmanın yanında yetişkin kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarını azaltabildiğini gösteren çalışmalar yapıldı.
İlaveten probiyotiklerin, pekçok hastalık için risk faktörü olan iltihabı azaltmada etkili olduğu artık biliniyor. Üç hafta süreyle Lactobacillus gasseri, Bifidobacterium bifidum ve Bifidobacterium longum kullananlarda kandaki iltihap belirteçlerinde azalma olmuş. Lactobacillus brevis probiyotiğinin ise diş eti iltihabını önlemede etkili olduğu görülmüş.

Genel Sağlık
Belirli hastalıkları hedefleyerek kullanılacağı gibi probiyotikler genel sağlık durumunun iyileştirilmesi amacıyla da kullanılabilir. Bifidobacterium bifidum’un dört hafta süreyle alınması, sağlıklı erişkinlerde, kısa zincirli yağ asitlerinin üretimini artırıyor. Bu özellikleri, beyin sağlığı ve kanserden korunmada etkili olabilir. İltihap önleyici özelliklerini yaşlanmayı geciktirici yönde kullanmak mümkün.
Probiyotikler genel olarak çoğu kişi için güvenli olmakla birlikte her destek gibi doktor kontrolünde kullanılması gereken ürünler. Bağışıklık sistemi aşırı bozulmuş veya ileri derecede hastalıkları olan kimselerde zararlı olabilirler. Kullanım süreleri, dozları, tipleri önemli. Hangi yakınmalar için hangi probiyotiğin kullanılması gerektiği konusunda da doktorunuza danışmanızda fayda var. Kimi olgularda ilk birkaç günde hafif mide rahatsızlığı gibi yan etkiler görülebilir, alerjik reaksiyonları da tetikleyebilirler. Bu gibi durumlarda kullanımı keserek doktorunuzla konuşmanız gerekir.